atlar

yeşilBu anne at ve yavrusunun fotoğrafını Düzce’de bir çayırlık alanda çektim. Atları çocukluğumdan beri severim. Bir defa binmişliğim de vardır. Ama ata binmek eğer şehirde yaşıyorsan zahmetli bir uğraş. Araban olacak, at çiftliği bulacaksın, zaman ayıracaksın. Yıllarca uzun ve yorucu mesailerle çalışınca insanın başka öncelikleri oluyor. Yine de bir gün köy ya da kasaba hayatını seçersem, mutlaka bir atımın ve Kangal köpeğimin olmasını isterim. Her ikisinin de asaletine hayranım. Yıllar önce annemle Karadeniz turuna çıktığımızda, turdakilerle beraber dağ tepe yürüyüşe çıkmıştık. Bir Sibirya kurdu ve küçücük boncuk gözlü bir de Kangal yavrusu bize eşlik etmişti. Çoban köpeği olduğundan daha minicikten öğrenmişçesine hepimizi tek tek koklamış, yürümeyenleri başıyla ittirip gruptan kopmamalarını sağlamıştı. Sonra hepimiz tepeden düze indik. Arkamıza bir baktık ki bizim minik tepeden inmeye korkuyor. Sibirya kurdu da ona ağabeylik yapıyor, bırakamıyor. Tur rehberi arkadaşımız bir çırpıda tepeyi tırmandı, bizim boncuk gözlüğü kucağına alıp indirdi. Otele gittiğimizde zavallıcık kulübesine zor attı kendisini, atar atmaz da uyudu. Yıllar geçti onun o sevimli hali, insanlara olan bağlılığı, kendini adeta feda etmesi beni çok duygulandırdı. Bu yüzden minikten alıp büyütmek isterim hep. Belki bir gün olur kimbilir.

Bu yazıya yorumunuzu ekleyin :